Ben de blog yazmaya böyle başlamıştım. Aslında, ben blog yazmaya tasarım öğrenmek için başlamıştım ve şu anda gözüm kapalı XHTML’i W3C doğrulamasından geçen WordPress temaları tasarlayabilmem kodlayabilmem de bundan kaynaklanıyor. Fakat bu, bir zamanlar blog’um sayesinde yazma alıştırmaları yapabildiğim, ve insanların dediklerine göre bir zamanlar oldukça iyi olduğum gerçeğini değiştirmiyor. (Ben, her şeyde olduğu gibi, yazılarımı da beğenmezdim. Hâlâ da beğenmem.)
Women's Realm - Belle and Sebastian
Tabii ki yazma alıştırmaları, yazma alıştırmasından çok “iç dökme” amaçlıydı. “Lanet olsun, duyulsa da, duyulmasa da, işte başlıyorum…” diyerek giriş yaptım birçok yazıma. Bu hafta, iki arkadaşım da, aynı nedenlerle blog açtılar.
Bu insanlardan ilki “Güle güle ECO101″ fenomeninden hatırlayabileceğiniz Deniz. Biz kendisine “kedi” deriz, demediğimiz zaman dayak yeriz. Kabına sığamayan, boyundan ve yaşından beklenmeyecek kadar yaşam tecrübesi bulunan, fakat bunu hiç göstermeyen, tanıdığım için çok memnun olduğum insanlar içinde ilk üçe rahatlıkla girebilecek, zaman zaman beni deli etse de genellikle iyi bir arkadaş olmuş olan bir insan kendisi. İçini dökmeyi pek sevmediğini bildiğim için blog açtığına hâlâ inanamıyor, ne cevherler yumurtlayacağını merakla bekliyorum.
Diğer bir yeni blog yazarı ise Mustafa… Kendisiyle ne kadar dalga geçsek de, deliler gibi âşık olduğu kız ilkokul arkadaşım çıktı ve beni yıllar sonra kendisiyle tekrar buluşturduğu için ne kadar teşekkür etsem az. Bunun yanısıra kimseye, kedi’ye bile anlatamadığım sırları

Ninja iKut
İnsanların içlerini dökmek için ortamlar aradıkları bu zamanda ben ne yapıyorum peki? Dediğim gibi, blog yazılarımın okunduğunu bilmek, samimi yazılarımı bitirdi. Onun yerine kendimi Pet Society’ye verdim. iKut isminde rock yıldızı bir hayvanım var, ne idüğü belirsiz. Tıpkı sahibine çekmiş, hediye vermeyi çok seviyor. Yalnız kızlara biraz fazla yazıyor, gidiyor elbise alıyor, yüzük alıyor, bilmemne… Ayıp.

Bir Yorum
Benzer bir yorumu Doruk’un bloguna da yaptım. Blog yazarı olmanın ilk nedeni büyük oranda içini dökmektir. Sonradan değişebilir yazma nedenin ve şeklin ama bu senin gücüne kalmış bir şey. Ben ilk günden beri içimi döküyorum aklımdan geçen saçma şeyleri yazıyorum ve o saçma şeyleri yazmama neden olan saçma insanların o yazdığım saçma şeyleri okuyup saçma yorumlar yapmalarına bile aldırmıyorum. Bence sen de aldırmamalısın.
Benim sadece aklımdan şu geçiyor; Dünyanın bir köşesinde hiç tanımadığım birisinin de benim yazdıklarımı okuyor olabileceği ve yazdıklarımın birilerine bir şeyler hissettirebileceği.