İtalya Macerası, Bölüm 2

Bugün aslında pek (bkz. hiç) macera olmadı.

Bugünün iki olayından biri, otobüsün kalkış saatini yanlış anlayan 2-3 kişi yüzünden otele 1 saat rötarlı varmamızdı.

İkincisi ise, GeoTagging denemelerimden tamamen vazgeçmiş olmam.

GPSTürk.Net’ten istediğim ncs-navi R120+, kafasına göre logging özelliğini kapatıyor, sürekli bakmayı şart koşuyor. Her saniye takip edecek değilim ya onu, resim çekmekle uğraşıyorum! A636N ise tipik bir Windows tabanlı cihaz gibi davranıp kafasına göre kilitleniyor, ve hatta restart atıyor. Pilinin 2-3 saatten fazla dayanmaması ise zaten başlı başına bir problem, diğer sorunlar olmasa bile yeterli değil alet. Geri döndüğümde kesinlikle pilini garantiden değiştirip format atıyorum, ve aleti satıyorum. (Araç içi GPS çözümü olarak kullanmak ve gün içerisinde mail’lara bakmak için oldukça yeterli, 350YTL. İlgilenenlere duyurulur.)

Ancak Özkan’ın battery grip’i, 16GB’lık kartı ve 70-300 lensi mükemmel işimi görüyor. 600-küsür resim çekmeme rağmen 2000-küsür daha çekeceğini iddia ediyor makine, ve 12-megapixellik resimlere göre muhteşem bu sayılar. Battery grip’in pilleri bazen boş gözüküyor, bazen üzerindeki tuşlar çalışmıyor, ama çıkarıp takmak yeterli geliyor bu durumlarda.

Hediyelik eşya bulmak biraz problem. Güzel olanlar çok pahalılar, ucuz olanlar ise Türkiye’den de bulunabiliyor. Deniz’e alabileceğim iki adet hediye buldum mesela, biri Murano camından yapılmış balık yutmuş kediydi, diğeri ise burada çok fazla sayıda bulunabilen maskelerden “kedi”li olandı. Gel gör ki biri için 165, diğeri için 120Euro istemeleri hiç hoş olmadı. 50Euro’ya kadar çıkmayı göze almıştım halbuki. (Daha fazlasına bütçem yetmiyor zaten.)

Ha, bir de… Garsonları çok kaba yahu. Bugün schnitzel istedim, yemek için, adam “tavuk yok, bu domuz” dedi, ben de o sırada, “ha, o zaman tavuk ızgara yiyeyim” demek üzereydim ki adam, “BİR SANİYE!” deyip sözümü kesti, sonra devam etti: “Ama istersen, bekleyebilirsen normal etle de yaptırabilirim.” Ne diyeceğimi şaşırdım, az kalsın özür dileyecektim! Sonra neyse ki tavukta kararlı olduğumu anlatabildim. Ayrıca annemler Margherita pizza yediler, ben de ucundan tadına baktım ve karar verdim ki dünyada pizza yapabilen sadece iki yer var, annem ve Domino’s.

Otelde internet ücretsiz, ama sınırlı. Twitter’ımı SMS için ayarlamayı beceremedim, olmuyor. Bir ara flickr’ıma atarım birkaç resim, umarım, çünkü bir sonraki otelde internet olacak mı bilmiyorum, ve bunun süresi bitiyor.


7 Yorum

  1. cem hediyeye ne gerek var yahu, düşünmen yeter :)
    hem ben sana yakışıklı bi italyan sipariş ettim, onu bulmaya bak sen :p

    Yorum yazan: deniz30 Sep 2008 @ 2:32
  2. Yine gezi ile alakasız yorum. Sen kırdıktan sonra seni ağlatır diyorsan alma. Ha ağlamazsın merak etme kullanırsın bak ben kullanıyorum gayet güzel diyorsan al. Sen benden daha iyi biliyorsun bu konuyu. :)

  3. Bir de herkes simlocksuz diyor. Mağazada demo makineye kendi kartını takıp bir denesene. Bir rica et. :)

  4. Abi netten kontrol edip buldum. iPhone u aktive etmek için italyan itunes hesabı şart değilmiş. Alman iTunes hesabı ile aktive edenler var. Sen al aleti al. :D

  5. Annenin üstüne pizza yapabilen biri ben de tanımıyorum. O bizim kraliçemiz.

    Buarada blogunu okumayan birine dahi olsa alabileceğin ya da alamadığın hediyelerden bahsetmek kabalık bence :) süpriz olmalı, olayı orda. fiyatı ne olursa olsun…

    mesela cihan bana geçen gidişine geyik almış. ne geyiği bilmiyorum henüz görmedim ama görene kadar söylemese daha çok sevinirdim :D

    amaaan olm orda ne işin var niye sanatsal mekanları gezmiyorsun!!!

    vatikana gidicek misiniz?

    Yorum yazan: eylul30 Sep 2008 @ 11:29
  6. Ulan alçak lulu ! Cihan ne olur söyle bana ne aldığını diye yalvaran ben miydim?

  7. Umarım hediye bulup alabilirsin, iyi eğlenceler Cem. Bu arada annenin şu meşhur pizzalarını çok merak ettim, herkes onları konuşuyor yahu :):)

    Yorum yazan: Techmr30 Sep 2008 @ 13:36

Yorum Yazın

(gerekli)
(gerekli fakat gösterilmeyecek)