Tamam, kötü bir başlığa kötü bir başlangıç ve daha da kötü bir son oldu. Ama sorun değil, bu aralar her değneğin iki ucu… ehm, neyse.
Dün gelip yurda yerleşirken farkettim ki okulu değil ama yurdu özlemişim. Özellikle bu sene farklı bir yurt binasında kaldığım için daha bir değişik geliyor her şey. Bir de yeni yurt odam özellikle birinci sınıfta bunalımımı geçirdiğim bölümünde kalınca kampüsün, insan ister istemez farklı hissediyor.
Neyse ki değişmeyen şeyler de var… Doğa‘nın benim yeni aldığım HP C3180 Photosmart all-in-one yazıcıyı görüp kendisi ve sevgilisine birer adet printer satın alması, ve ardından aramızda şu dialogun geçmesi gibi:
-Hmm… Annemlere ne bahane bulsam acaba? “Anne… Ben… Printer aldım.”
-Çok yaratıcı abi.
-Di mi?
Bu seneki en büyük sorun sanırım MAN211 dersi olacak. “Biraz zorlanıp geçerim” diye düşündüğüm ders, anlaşılan öyle zorlanmayla geçilecek bir ders değilmiş. Ders kötüymüş, hocası kötüymüş, sınavları kötüymüş, hocanın notu kötüymüş… Kötüymüş de kötüymüş. C ve Calculus 2′den başka zor ders istemiyordum, belki danışmanımı ikna edip daha çok istediğim IT & Social Life dersini seçebilirim.
Bir de Basın Yayın kulübünün başkanı olarak buldum kendimi birden… Şikayetçi miyim? Hayır. Korkuyor muyum? Evet. Halimden mutlu muyum? Kesinlikle.
İçimden bir ses “belki, belki bu dönem iyi geçebilir” diyor. Umarım haklı çıkar. (Hem, ne zaman haklı çıkmadı ki?)
