Bu aralar meşgulüm… “Sözde” stajımın projelerini bitirmeye çalışırken, bir yandan da başka işlerle uğraşıyorum. Örneğin, Sera’nın şarkısına bas eklemeye, Ayça’nın yeni sitesini açmaya, sinemaya gitmeye, ve bana kalsa hiç yapmayacağım bir şeye, Lost seyretmeye zaman ayırıyorum.
Digiturk’üm var, üstelik sadece dizi ve film kanalları amacıyla kullanıyorum. Ama Lost’un ikinci bölümünde sıkılıp bırakmıştım. Sonra da ara ara bakıp bıkmıştım. Fakat Yağmur’la konuşurken “yaz, yapacak iş yok, hadi seyredelim” diye konuştuk, ve ben her zamanki gibi internetten indirmek yerine gidip DVD’lerini aldım.
Evet, kabul ediyorum: dizi, sandığımın aksine, süpermiş. J.J. Abrams‘ın zaten kötü bir şey yapmış olduğunu düşünmek bile acı veriyordu zaten. Heroes’la büyük benzerlikleri olduğunu kendi gözlerimle görünce daha da büyük keyif almaya başladım.
Ama okulların açılmasına bir ay kala, bu çok da iyi olmadı hani… Çünkü artık uyku düzenim kalmadı, sabaha doğru 4′te yatıp 10′lara kadar uyumaya başladım. (Evet, saat 10 benim için çok geç… Ve hayır, garip olan sizsiniz!) Ve açıkçası saat akşam 11.00′i geçmeden de açılamıyorum. Okullar açılmadan kendimi düzene sokmam lazım.
Bu arada, insanlar 18 Ocak 2008‘in Lost’la ilgili olabileceğini söylüyorlardı… Lost’un ilk bölümlerindeki canavar sesiyle fragmandaki sesin çok, ama çok benzediğini farkeden var mı?
