Çarşaflı ve türbanlılardan hoşlanmadığım bir sır değil. Arada tanıdıklarım var, sinir olmadıklarım. Tanımayıp sinir olmadıklarım da var. Yani ırkçılar gibi körü körüne bir nefret değil benimki; sadece bu tür insanların bizim gibi olanlara, yani dindar olmayanlara yaptıkları küçümser, aşağılayıcı “biz sizden üstünüz” tavırlarının bir doğal dışavurumu.
Bugün Beşiktaş’tan giderken Metrocity’nin önünde yavaş akan bir trafikteydim. En sol şeritten gidiyordum, ve sağımdaki bir Corsa’nın sinyal verdiğini görüp yol verdim. Yolu almadı –yanına gidince gördüm ki, arkasına dönmüş muhabbet eden bir karaçarşaflı, ve muhabbet ettikleri de sımsıkı türbanlı! Sol camı kapadım, sağ camı açtım ve bu yaptığı için söylendim. Bunlar ise beni duymadı, ve ışıklarda beni tekrar yakaladıklarında çarşaf-türban muhabbeti yüzünden bağrındığımı zannedip “Beğenemedin mi?!” diye bağrıştırlar.
Ben de daha sonra ileride onları yakalayıp neden bağrındığımı, sinyal vermelerine rağmen “şoförün arkasına dönüp muhabbet ettiği için yolu almadığını” ve trafiği aksattığını anlattım –trafik polisinin yanında. Bir özür, bir özür.
Şu son olaylar yüzünden pek gerilmiş olsalar gerek… Egzoz dumanından nem kapıyorlar…

Bir Yorum
Noldu demin bağırınıyodunuz deseydin. Gerçekten de böyleleri yüzünden kadın sürücülerin adı çıkıyor. Tamam, dedikoduyu seviyoruz ama bi zamanı var diil mi :D