…ve sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar.
Fakat bu, hikayenin sonu değil, başıydı. Nasıl sonsuza kadar mutlu yaşarlardı? Nasıl “sonsuza kadar” yaşarlardı?! Peri masallarından etkilenmek ölümsüzlüğün formülü olabilir miydi? Yoksa anlatılmak istenen “ölene kadar mutlu yaşadılar” mıydı?
Peki öyleyse, neden aynen o yazılmamış? “Ölüm” kelimesi korkunç olduğu için mi? “Ölüm” deyince işin içine korku, acı, üzüntü giriyor, değil mi? Zaten girmeli, zaten hayat bu! “Çocukları korumak” adına her şeyi balla kaplayıp sunmak yerine yaşanacakları, gerçek hayatı anlatsalar n’olurdu ki?
Hem bırakın sonsuza kadarı, ölene kadar bile mutlu mesut yaşamadılar. Hikayenin kestirilip atılan tarafında kadın hep dırdır yaptı, adam kadını en yakın arkadaşıyla aldattı; sonuçta çocukların velayeti, malvarlığı bölümü, davalar, kavgalar derken… Gerçeği saptırmanın bedeli olsa gerek.

3 Yorum
Büyüdüklerinde zaten yeteri kadar karşılaşacaklar bunlarla. Bari küçükken pozitif düşünsünler ki ilerde çocukluklarını hatırladıklarında “ne kadar masumduk, ne güzel şeyler düşünüyoduk, hiç kaygımız yoktu” deyip tebessüm edebilsinler. Ayrıca o yaştaki bir çocuğa kaldıramayacağı şeyler söylemek ne kadar mantıklı?
Sen sen ol, çocuğunu sakın psikolog yardımı almadan büyütme :D
“Etleri pörsüyüp, birbirlerinden bıkana ve birbirlerini çocuklarına çekiştirene kadar mutlu yaşadılar…” *-) pek ideal bir masal sonu gibi gelmiyor.
artık çocuklar bile inanmıyor bu …ve sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar. masalına. “nasıl yani, boşanmamışlar mı hiç?” dediklerine ben bizzat şahit oldum.
o mutlu evlilikler gerçekten masallarda kalıyor anlaşılan…