Sen bu yazıyı okuduğunda ben kilometrelerce uzakta olacağım.
Çünkü en yakın arkadaşınla yattım, ve yerini benden başka bir tek senin bildiğin silahımı bulamıyorum.
Sevgilerle, ………..
Az önce evdeki klasik kafayı yeme turlarımdan birini atarken salondaki TV’de açık olan bir kanalda bir masaj salonunun reklamını gördüm… Ve duyduÄŸum yerinde “Müessemizin en çok talep gören masaj türlerinden biri de ‘göl taşı masajıdır’. Ekibimiz sabah mesai baÅŸlamadan gölün etrafından topladığı taÅŸlarla–” ÅŸeklinde uzayıp giden fakat benim dinlemeye devam etmeden odadan kaçtığım reklam kimi [...]
Bazı insanlar, her şeyi kaldırabileceğinizi düşünürler. Yaptıklarının yanlarına kalacağını, hissettirdiklerinin hissettiklerinden önemli olmadığını, kendi isteklerinin haklı olduğunu zannederler. O insanlar tekrar düşünmeliler.
İyi niyetimizden kaybediyoruz hep neyi kaybediyorsak. Her isteÄŸe “he”, her reddedilene “peki”, her düşünceye “eyvallah” diyerek biriktiriyoruz. Kusmak istediÄŸimiz nefretimizi içimizde saklayıp, dışa vurmuyoruz. Çünkü bir ÅŸansa sahip olacağımızı, bizim de istediÄŸimizi söyleyip istediÄŸimizi [...]
Biliyorsunuz mu bilmiyorum, benim çok sevdiÄŸim eski kasa bir 307′im var(dı). Mavi renk(ti), otomatik vites(ti), 5′li CD Changer’ı konsolda(ydı), 1.6 motorlu(ydu) ve 115 hp (idi).
GeçtiÄŸimiz cumartesi, önümdeki kamyonun hıyarlığı sonucu bir Ford Focus’a saatte 70km ile girerek aracın önünü dağıttım. Ama ben? SapasaÄŸlamım!
Kafam güneşliğe kadar gitti, dokunsa ölürdüm herhalde o hızda. Gözlüklerim uçtu falan. [...]
Dışarıda insanlarla pizza yemek iÅŸkence gibi artık. Pizzanın en sevdiÄŸim kısmını, kenarlarını yemek artık suç oldu resmen! Ya “Kenarları yenir mi hiç?”, “Yemek zorunda deÄŸilsin kenarlarını” ve “Bırak kenarlarını, yeme” söylemlerine ya da hiçbir ÅŸey söylenmese bile tasvip etmeyen, tiksinen bakışlara maruz kalıyorum.
Ama size söylüyorum: kenarları olmadan pizza bir hiçtir.
Ha, sandviç ekmeğinin kenarlarını çıkartabilirsiniz, ona [...]
…ve sonsuza kadar mutlu mesut yaÅŸadılar.
Fakat bu, hikayenin sonu deÄŸil, başıydı. Nasıl sonsuza kadar mutlu yaÅŸarlardı? Nasıl “sonsuza kadar” yaÅŸarlardı?! Peri masallarından etkilenmek ölümsüzlüğün formülü olabilir miydi? Yoksa anlatılmak istenen “ölene kadar mutlu yaÅŸadılar” mıydı?
Peki öyleyse, neden aynen o yazılmamış? “Ölüm” kelimesi korkunç olduÄŸu için mi? “Ölüm” deyince iÅŸin içine korku, acı, üzüntü giriyor, deÄŸil [...]
Gözde teknoloji ne ola ki?
8 ayda cep telefonu bozabilen çocuğa iki yılın üstünde dayanabilen kitap büyüklüğünde bir laptop olabilir. İşlemci teknolojisi eski olsa da diğer bilgisayarlara pekçok konuda yine de toz yutturan, o güne kadar kullandığı en rahat klavyeye sahip olan, ekran-klavye-mouse üçlüsüne bağlanınca dizüstü olduğunu unutturan, körlerin kulaklarının iyi duyması gibi bi tarafı [...]
It’s easy to regret your awkward conversations but hard to regret the ones you didn’t have.
AÄŸustos 23, 2006 – 16:40
Lisede Gaye’yle konuÅŸurduk… “Hangi bölüm’de okuyacağız” diye… İlginç bir ÅŸekilde ikimiz de ya Sabancı ya da Işık’ta Information Technologies okumak istiyorduk. Daha sonra ben, her zamanki gibi, fikrimi deÄŸiÅŸtirip durdum. Ama sınava girip çıktığımda tercih listemde 1 numara Işık IT idi.
Ben istediğim üniversitenin istediğim bölümüne girdim, o istediği üniversitenin farklı bir bölümüne girdi; aynı okuldayız, [...]
AÄŸustos 23, 2006 – 12:06
En azından olmak istemiyorum.
Çok sıkılıyorum. İnternet üzerinden doÄŸru düzgün konuÅŸabildiÄŸim tek arkadaşım var, ama gerçekten o kadar sıkılıyorum ki haftanın 5 günü onu Skype’a çağırarak boÄŸuyorum.
Cumartesi günü ehliyet sınavım var. Normalde “aman canım, n’olacak, bi kere olmazsa diÄŸerinde olur” diye girebileceÄŸim sınava yine stres yaparak giriyorum, çünkü bu sefer olmazsa dosyanın yanmasını beklemek [...]