…tüm sesli harflerin “e” olması, falan.
Ama bunun yanında hiçbir şey kalıyor benimki.
Başkaları da benimle hemfikir sanırım.
İlk önce Matt’in yazısından gördüm bunu. Neil Patrick Harris’in oynadığı, üç parçaya bölünmüş bir mini-film. Tabii o zaman tatilde olduğumdan ve günlük 30MB’lık bağlantı sınırını aşmamaya çalıştığımdan, seyredememiştim.
Ayın 20’sinde ücretsiz izlemeler kapandı, ve 14′er dakikalık 3 bölüm de iTunes’da satışa çıktı. 3.99$’a satın aldım. Sanırım izlediğim en güzel şeydi bu, ve her kuruşuna değdi.
Birkaç not [...]
“İlk randevuda sinemaya gitmemek için 12 neden” diye bir makale yazmış biri. İlk iki madde, “klişe olması” ve “konuşmaya yer vermemesi” gibi çok bariz ve her zaman geçerli olan bahaneler olduğundan, geriye kalan diğer 10 nedenin 1 numarası şu oluyordu:
Ne düşündüğünüzü biliyorum. “Bu kızı Wall-E’yi izlemeye götürürüm!” diye düşünüyorsunuz, “Hem sevimli, hem komik, hem de [...]
I wandered round the city, I watched the pigeons fly,
I gave some money to a homeless guy.
I thought about my future and all the plans I made,
and suddenly it seemed like such a charade.
-Irene, don’t overreact, OK? We just had coffee!
-And coffee leads to sex, everyone knows that! God, why do you think there’s a Starbucks on every corner on America?!
(Buradan bu videoyu YouTube’dan kaldıran Twentieth Century Fox’a da saygılarımızı sunuyoruz. DVD’sini bile çıkarmadığınız kaç yıllık şovun ne copyright’ını savunuyorsuuz acaba?)
Geçtiğimiz senenin en popüler dizilerinden biri olan Heroes’un yapımcısı Bryan Fuller’in anlaşılan gizli güçlere sahip süper kahramanlardan daha çok ilgisini çeken bir diğer konu, ölülermiş. Tekrar canlanan ölüler.
Bryan Fuller’in daha önce başladığı fakat birkaç bölüm sonra bıraktığı Dead Like Me isimli dizide Georgia Lass isimli genç kız, başına klozet kapağı düştükten sonra ölüyor, ve “ölüm [...]
Geçen sene Türkiye’dekiler de dahil gösterildiği bütün film festivallerinde büyük övgüler toplayan, adıyla ilgi çeken bir film vardı: “Thank You For Smoking.” Aynı filmin yazarı Jason Reitman’ın yönetmenliğiyle, yine aynı tarzda iğneleyici ve eğlenceli bir film festivallere çıkıyor. Her ne kadar “bu senenin ‘Little Miss Sunshine’ı” diye adlandırılsa da, hayatımda gittiğim en kötü filmlerden biri [...]
Eylül’ün bana gönderdiği, Tuğçe’nin sitesinde yayınladığı, ok go! grubu ünlü olmuş, haberimiz yokmuş.
Grup üyelerinden birinin kızkardeşinin koreografisini hazırladığı, oldukça düşük bütçeli, bazılarının “yahu böyle klip mi olur” diyerek beni deli ettiği, süper kıpır “Here It Goes Again” klibinin bir karesi, yeni iPod nano’ların (incelemesi yakında PCLabs’de!) 4GB modelinin ekranında bulunuyor.
Ayrıca, dün gittiğimiz (ve ısırıldığım!) [...]