“3 ortalama iş günü toplam 12 gün eder mi?”
“Fizik sınavına çalışmak için 32 dakika yeter mi?”
“Yepyeni bilgisayarın RAM’lerini değiştirememek gerzeklik mi?”
“Bozuk bilgisayara fahiş fiyata satmak caiz mi?”
“Kapaktaki mıknatıslar hemen altındaki harddisk’i etkiler mi?”
“Senin anan güzel mi?”
Soruları çoğaltmak mümkün. İnsan sadece sormak istesin.
PS: Başlıktaki şarkıya sahip olan gönderiversin; 3 gündür arıyorum, fenalık geldi.
Çarşaflı ve türbanlılardan hoşlanmadığım bir sır değil. Arada tanıdıklarım var, sinir olmadıklarım. Tanımayıp sinir olmadıklarım da var. Yani ırkçılar gibi körü körüne bir nefret değil benimki; sadece bu tür insanların bizim gibi olanlara, yani dindar olmayanlara yaptıkları küçümser, aşağılayıcı “biz sizden üstünüz” tavırlarının bir doğal dışavurumu.
Bugün Beşiktaş’tan giderken Metrocity’nin önünde yavaş akan bir trafikteydim. En [...]
Ben şeytanın yeniden doğmuş haliyim, ismim bir aldatmaca diyorum. Bana inanmıyorlar.
Adamın biri farklı isimlerle “Tehlikenin Farkında Mısınız?” isimli yazıma aynı IP adresi, ve aynı mail adresleriyle yorumlar yazmış.
Ben de bilgisayarın başında olmadığımdan bunları ne gördüm, ne okuyabildim. Yazının devamında yorumları yazmadan önce bir cevabım var: “Oldu paşam, ben çünkü kendi sitemde yorumları insanların uygun görüp [...]
Herkesin bayılarak izlediği, bir anda popüler olan Heroes dizisi var ya…
Onun yapımcısı ve yazarı Bryan Fuller, aynı zamanda ilk üç bölümünü yazdıktan sonra kovulduğu başka bir dizinin de yaratıcısıydı. Sonra dizi Fuller’in istediğinden farklı bir yöne gitti ve 14-15 bölümlük 2 sezondan sonra iptal edildi.
Şimdi ise tekrar çekiliyormuş –film olarak.
Dizinin adı ne miydi?
Eğer bir de [...]
…ve sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar.
Fakat bu, hikayenin sonu değil, başıydı. Nasıl sonsuza kadar mutlu yaşarlardı? Nasıl “sonsuza kadar” yaşarlardı?! Peri masallarından etkilenmek ölümsüzlüğün formülü olabilir miydi? Yoksa anlatılmak istenen “ölene kadar mutlu yaşadılar” mıydı?
Peki öyleyse, neden aynen o yazılmamış? “Ölüm” kelimesi korkunç olduğu için mi? “Ölüm” deyince işin içine korku, acı, üzüntü giriyor, değil [...]
İki hafta önce bayağı ilginç bir doğumgününe gittim. Doğumgünü sahibesi arkadaşımın arkadaşıydı; yani daha önce hiçbir tanışıklığımız yoktu. Ona rağmen eli boş gitmek istemediğimden Beşiktaş’ta Kabalcı’dan bir müzik CD’si alayım dedim. Hiç tanımadığım birine hiç tanımadığım bir sanatçının albümünü almaktan daha uygun ne olabilirdi? John Mayer’dan Continuum olarak yaptım tercihimi, ve paketletip gittim. (Orada Over [...]
yandan.iyiinsan.net
Buradaki yazılar RSS’de çıkmayacak. Buradaki yazılar anasayfada da çıkmayacak. Ama buradaki yazılar yandaki çubukumsuda çıkacak. Adres tarifi: resimsiz Flickr etiketi altı, 3. sıra.
Önce Panther, sonra Tiger…
…şimdi ise Pardus.
Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.
Valla… Sıkıldım artık.
O kadar uğraş. CSS’le, PHP’yle boğuş. Sunucu değiştir. Alan adı aktar. Yedek al. Yazı yaz. Yorum yazdır.
Sonra sıkıl, at bir kenara…
Arada uğrarsam buraya, ne mutlu bana… Yoksa burada yazmaya devam etmek istemiyorum. Yazmayacağım da zaten –yazmadığım için sıkılıp, daralana kadar…
O yüzden, elveda!