Author Archives: iyiinsan

It’s a blessing and a curse.

Resmi nerede gördüğümü gerçekten hatırlayamıyorum, ama digg’de çıkmış olması lazım.

Yine 50…

Bu yazımda iki sayının sırrını merak etmiştim… 3 ve 50.
Bugün gelen What About Brian DVD’lerimi izlerken 1. sezon 3. bölümde aynen şu diyalog geçince bu yazı geldi yine aklıma;
-We have to get past this.
-I’m past it.
-We’ve hugged a thousand times. We have to figure out some way to do this without… I mean, I’m marrying [...]

İnsanları silah öldürmez, devlet öldürür.

Tam da bu haberin üzerine ne de güzel oturdu bu söz, King of the Hills çizgi dizisinin 2. sezon 1. bölümünden…
Tabii ki devletin vatandaşlarını birer birer yok etmesi için tek yöntem psikopatların eline tabanca tutuşturup beline rozet takması değil. Mesela, geçtiğimiz seçimlerinde oy verdiğiniz ülkeye ait nüfus cüzdanınızı yenilemek istediğinizde “ama siz nüfusta kayıtlı değilsiniz [...]

Twitter’ım olsa…

…bugün amma yazardım.
Bayağı bayağı doldururdum yani.
Öyle böyle değil.
Dur hatta bir tane açayım.

Ben de kendi adımı havalı zannederdim…

…tüm sesli harflerin “e” olması, falan.
Ama bunun yanında hiçbir şey kalıyor benimki.
Başkaları da benimle hemfikir sanırım.

Dr. Horrible’s Sing-Along Blog

İlk önce Matt’in yazısından gördüm bunu. Neil Patrick Harris’in oynadığı, üç parçaya bölünmüş bir mini-film. Tabii o zaman tatilde olduğumdan ve günlük 30MB’lık bağlantı sınırını aşmamaya çalıştığımdan, seyredememiştim.
Ayın 20’sinde ücretsiz izlemeler kapandı, ve 14′er dakikalık 3 bölüm de iTunes’da satışa çıktı. 3.99$’a satın aldım. Sanırım izlediğim en güzel şeydi bu, ve her kuruşuna değdi.
Birkaç not [...]

Wall-E ve İlk Randevu

“İlk randevuda sinemaya gitmemek için 12 neden” diye bir makale yazmış biri. İlk iki madde, “klişe olması” ve “konuşmaya yer vermemesi” gibi çok bariz ve her zaman geçerli olan bahaneler olduğundan, geriye kalan diğer 10 nedenin 1 numarası şu oluyordu:
Ne düşündüğünüzü biliyorum. “Bu kızı Wall-E’yi izlemeye götürürüm!” diye düşünüyorsunuz, “Hem sevimli, hem komik, hem de [...]

i’m thinking of the beach where i stood today, picking up things the world throws away…

Az önce Adium’da değiştirilen grup isimlerinin Windows Live sunucusuna, ve haliyle Windows Live Messenger’a yansımadığını hatırladım.
Korkum, aynı şeyin silinen kişiler için de geçerli olması.

Cuma günkü Travis konseri…

Evet, gidiyoruz!

Evet, gittik!

I feel so run down inside…

…yet I’ve never been this efficient.
Okuldan ve gerzek insanlardan uzaklaşmak yaradı. Artık daha çok haber ve inceleme yazıyorum, daha çok kodlama ve tasarım yapıyorum.
Mesela, bu ne Allah aşkına? Neden o kadar kötü bir yer tutucu, böylesi yapılabilirken?