Yine, yeni, yeniden…

Yeni bir blog açtım. Şimdilik tasarım yok, altyapıyı programlayıp görselleri hazırlıyorum, fakat o bitmese de oraya yazacağım.

Çünkü artık iyi bir insan değilim. Değiştim.

It’s easy, it could have been so simple…

The Break (It's Been There All This Time) - Absinthe Blind


In dreams, it’s a one-way trip to devotion,
A streaming jet to the ocean;
It’s the break you’ve been searching for.

Read it, a joyous letter finds a troubled one,
A big perspective on what you want;
But what you want’s not good enough, for me…

In dreams, I tried to guide you to the light,
But all you want to do is fight;
You can watch me run away…

It’s easy, it could have been so simple;
But then you bit my head off,
And now I’m taking time off, for me…

In dreams, I sing the way I want to sing,
I pick the lines in everything;
But it’s still the same.

You tell me, is this the way it has to be?
The melody’s inside of me,
It’s been there all this time.

I’m not the only one that thinks we’re fucked…

If You Want To - Nate Ihara

You’re not the only one
Who self destructs when you fall in love
You’re just too afraid to say it

I’m not the only one that thinks
We’re fucked, we should both give up
’cause it’s far too real to fake it.

And we’re far too calm to make it

But if you want to, I can try to
Turn this disaster into a breakthrough
Maybe we could be anybody,
other than me, other than you,
if you want to…

I can clear up this mess that’s inside my head
It’s all that’s left of one thing leading to another

How is sometimes so good and go so wrong
It’s the same sad song,
‘Cause we let ourselves get way too close,
Can’t hold on, but won’t let go

If you want to, I can try to
Turn something broken to something brand new
Maybe we could be anybody,
other than me, other than you,
if you want to…

If you want to be any more than miserable,
Come on and say it,
please don’t say that we couldn’t be anymore than what we are
‘Cause I can’t face we two keep breaking
Baby it’s alright, take a look, I’m by your side
At least you and I don’t have to go back to the start line.

But if you want to, I can try to
Turn this disaster into a breakthrough
Maybe I could be anybody,
other than me… Yeah.
If what I could do, if you want to
turn what didn’t matter into something brand new,
Baby we could be anybody.
Other than me, other than you.
If you want, if you want,
Even if you want to.

If you want, if you want to…

Nate Ihara – If You Want To

Lost…

Lost - Paper Aeroplanes

Lost, like the sun in a summer
Lost, like my words to your ears
Lost, like the notion of now and forever,
And like me comfortable years

Took a long way round,
To find this out
And it seems you have so much to say
And I drowned you out

Shame, that we didn’t quite make it,
Shame, because you know me so well.
Shame that we’ll wash off with sense out of pleasure
When I’m under another spell

‘Cause it’s a long way round,
To find this out
And it seems you have so much to say
And I drowned you out

Love like you’ve never loved before
Love like you’ll never again
Love like you’re lost in some old fashioned movie
And it all works out right in the end

‘Cause it’s a long way round,
To find this out
And it seems you have so much to say
And I drawn you out

Take the long way round,
To find this out
And it seems you had so much to say
And I’ve drowned you out

And it seems you sang the sweetest songs,
And I’m lost without…
~ Lost – Paper Aeroplanes

Niye Database dersini sevmedim?

Çünkü MSSQL zorunlu koşuluyor. MSSQL hakkında zerre bilgim yok, ama bildiklerim -ki onları burada sıralayacağım- zaten daha çalışmaya başlamadan kendisinden nefret etmeme yeterli.

Bilen bilir, standart bir Mac hayranıyım. Evimde iki adeti PowerPC olmak üzere üç tane Mac’im var, ve Windows’ta hiçbir şekilde elde edemediğim verimliliği Mac OS X’te elde edebildim. Bugüne kadar yaptığım ve öğrendiğim bilgisayarla ilgili hiçbir şeyi Windows’ta kalsaydım öğrenemezdim. Çünkü Windows’ta, antivirüsüydü, Firewall’uydu, şusuydu, busuyduyla sistemi ayakta tutmak için harcadığınız vakti ve çabayı Mac OS X’te kendinize ayırabiliyorsunuz.

Neyse, ilerleyelim. MSSQL zorunlu demiştik… Bu yüzden Dreamspark’tan Windows Server 2008 ve SQL Server 2008 indireyim dedim, ücretsiz olarak. İkisini de indirirken varan biri farkettim.

Varan Bir: SQL Server 2008, tam 3GB. MySQL ise 30MB ile 100MB arası değişiyor. PostgreSQL de sadece 35MB.

İkisi de indikten sonra VMware Fusion’ın 30 günlük deneme sürümünü indirdim. Bu 30 günlük deneme sürecinin en güzel tarafı, sınırsız olması. 30 gün sonra aynı hesapla bir kod daha istiyorsunuz, yine veriyorlar. Ben 7 ay üst üste kullandım bu yazılımı böyle. Ama şu anda varan ikiye doğru yolumu yaparken önemli olan bu güzel açık değil, yaşadığım abuk uyuşmazlık sorunu.

Varan İki: Windows Server 2008′de SQL Server 2008 kurmak mümkün değil!

Windows Server 2008′i VMware’a kurduktan sonra SQL Server 2008′i kurmaya çalıştım. “.NET Framework 2.0 olması gerekiyor” gibisinden bir hata verdi, fakat Vista tabanlı olan Windows Server 2008′de zaten .NET Framework 3.0 olmalıydı. Tekrar tıkladığımda, bu sefer de Windows Installer 4.5 hatası vermeye başladı. Fakat bu hata dersin hocasından daha da inatçıydı ve kesinlikle kaybolmadı. Ayrıca Vista hantallığına sahip olduğu için bu sistem açıkken hiçbir şey yapamayacağım ortadaydı. O yüzden kaldırıp Windows 7′yi kurduğum sırada varan üçle tanıştım.

Varan Üç: Windows 7, VMware’da mavi ekran veriyor! Ta-daaaa!

Kurulum sırasında bir şey farketmedim bile, çünkü Windows 7′nin bugüne kadarki en performanslı Windows olduğu ortada. Server 2008′i kurarken müziklerim kesilip imlecim donuyordu, fakat 7 kurulumunda üç-beş tane DVD takıp çıkardım ve bir CD yazdım. Tabii standart olarak açık olan tüm yazılımlarım, (abartısız) yüzlerce Firefox sekmem ve iTunes’umdaki bangır bangır müzik de cabası. VMware bana “kurulum bitti” diye haber verene kadar da farkına varmadım 7 kurulumunun devam ettiğinin.

Ama gel gör ki, açılır açılmaz mavi ekranımı aldım.

İşte bu nedenlerden dolayı MSSQL’le çalışmak istemiyorum. Yoksa Microsoft’u sevmememle falan alakası yok –en azından direkt olarak. Fakat Microsoft’u neden sevmediğimi bir kere daha hatırlatmış oldu bu tecrübe.

Şimdi geriye sadece kendime bu gereksiz işkenceye sadece bir dönem katlanacağımı hatırlatmak kaldı…

Dipnot: Hâlâ inatla kurulum yapma çabasındayım. 7′den ümitliyim, mavi ekransız bir çalıştırma yakalayacağıma inanıyorum.

Geceyarısı Şiiri

I started feeling like this months ago,
Didn’t care about it then, don’t care about it now…
The truth might not make or break me, I know;
But I hate the thought that you might have to go.

I don’t care whether you hear this, I don’t care if I’m alone here, singing songs to myself…

Ben de blog yazmaya böyle başlamıştım. Aslında, ben blog yazmaya tasarım öğrenmek için başlamıştım ve şu anda gözüm kapalı XHTML’i W3C doğrulamasından geçen WordPress temaları tasarlayabilmem kodlayabilmem de bundan kaynaklanıyor. Fakat bu, bir zamanlar blog’um sayesinde yazma alıştırmaları yapabildiğim, ve insanların dediklerine göre bir zamanlar oldukça iyi olduğum gerçeğini değiştirmiyor. (Ben, her şeyde olduğu gibi, yazılarımı da beğenmezdim. Hâlâ da beğenmem.)

Women's Realm - Belle and Sebastian

Tabii ki yazma alıştırmaları, yazma alıştırmasından çok “iç dökme” amaçlıydı. “Lanet olsun, duyulsa da, duyulmasa da, işte başlıyorum…” diyerek giriş yaptım birçok yazıma. Bu hafta, iki arkadaşım da, aynı nedenlerle blog açtılar.

Bu insanlardan ilki “Güle güle ECO101″ fenomeninden hatırlayabileceğiniz Deniz. Biz kendisine “kedi” deriz, demediğimiz zaman dayak yeriz. Kabına sığamayan, boyundan ve yaşından beklenmeyecek kadar yaşam tecrübesi bulunan, fakat bunu hiç göstermeyen, tanıdığım için çok memnun olduğum insanlar içinde ilk üçe rahatlıkla girebilecek, zaman zaman beni deli etse de genellikle iyi bir arkadaş olmuş olan bir insan kendisi. İçini dökmeyi pek sevmediğini bildiğim için blog açtığına hâlâ inanamıyor, ne cevherler yumurtlayacağını merakla bekliyorum.

Diğer bir yeni blog yazarı ise Mustafa… Kendisiyle ne kadar dalga geçsek de, deliler gibi âşık olduğu kız ilkokul arkadaşım çıktı ve beni yıllar sonra kendisiyle tekrar buluşturduğu için ne kadar teşekkür etsem az. Bunun yanısıra kimseye, kedi’ye bile anlatamadığım sırları

ninja_ikut

Ninja iKut

tuttuğu, kendimi sürekli tekrar etmeme rağmen her seferinde sabırla dinlediği için, hatta “olm take home exam var, yarın gel” sözlerimi hiçe sayıp gecenin bir körü iki şişe şarapla odamın kapısına dayanabilmesine rağmen teşekkür ederim.

İnsanların içlerini dökmek için ortamlar aradıkları bu zamanda ben ne yapıyorum peki? Dediğim gibi, blog yazılarımın okunduğunu bilmek, samimi yazılarımı bitirdi. Onun yerine kendimi Pet Society’ye verdim. iKut isminde rock yıldızı bir hayvanım var, ne idüğü belirsiz. Tıpkı sahibine çekmiş, hediye vermeyi çok seviyor. Yalnız kızlara biraz fazla yazıyor, gidiyor elbise alıyor, yüzük alıyor, bilmemne… Ayıp.

When I can’t feel you, I’m not alright…

It’s all ’bout post-processing…

DSLR fotoğraf makinemi alalı neredeyse bir yıl olacak. Üzerine onlarca aksesuar da cabası; lensler, flaşlar, vb.

Fakat bazen düşünüyorum, acaba bütün bunlara gerek var mıydı diye… Devamını okuyun »

There’s a picture in my head, and my mind wants me to look like that instead…

Bayanlara, özellikle genç kızlara güzel olduklarını hissettirin, olur mu?

Yoksa abuk subuk fikirlere kapılıyorlar. Kendilerini beğenmeyip estetik ameliyat olmak istiyebiliyorlar. Veya sevdikleri yüzlerine bakmadığı için, gerçekte mükemmel olmalarına rağmen, çirkin olduklarını düşünebiliyorlar.

İsim vermeyeceğim, bir arkadaşım bunu düşünüyordu. Çıktığı, birlikte olduğu için çok mutlu olduğu sevgilisi ise bundan şikayetçiydi. Fakat kıza ne kadar güzel bir gülüşe ve kahkahaya sahip olduğunu söyleyen ilk kişi ben olmuşum.

Aslında bu yazıyı sonsuza kadar taslaklarımda saklayacaktım, ama bugün burnundan estetik ameliyatı olan bir arkadaşımı görünce tamamlayıp yayınlamak zorunda hissettim kendimi. Şöyle özetleyeyim: Profesyonel boksçular bu kadar şiş ve mor gözlere sahip olmamışlardır. İnanılmaz korkunç bir görüntü. Ameliyatın doğasına aykırı. Acısı ve hiçbir şey görememenin sıkıntısı da cabası…

…üstelik hiç de gerekmeyen bir operasyon için.